Anlaşırsak ben yokum.

Etrafım kalabalık herkes bir şeyler anlatıyor birbirine. Bense bir köşede oturmuş etrafı izliyorum. Her zaman eğlenceli olamıyor insan. Arada bir sessizleşirim ben de durgunlaşırım. Yanıma gelirler ‘neyin var bugün’ diye ‘hiç’ derim sadece ‘hiçtir’ çünkü.

Bugün benim doğum günüm! Sarhoşta değilim yasta tutmuyorum. Dershanedeyim, sırada oturuyorum. Ve daha on yediyim.

Henüz itiraf edemediğim gerçeklerim beni beklerken, sizlere doğru söylememi beklemeyin.

Bir Zaman Tüneli Burası

Gerçek şu ki hep aklımda. Hani lades oynar gibi. Hayatımdan bir kemik çıktı ve lades tutuştuk. O günden beri herşey aklımda.

Aklımda olması gerçeği değiştirmiyor tabi. Sadece aklımda olduğuyla kalıyor ve hayatıma devam ediyorum.

Aklımda olması yanımda olmasınıda sağlamıyor tabi. Hep aklımda ama hiç yanımda değil. Ve ben hayatıma devam ediyorum.

Aklımda olması olanlarıda değiştirmiyor, değiştiremiyor. Ya ben engel oluyorum ya da başkaları engelliyor. Engeller hiçbir zaman aşılamıyor. Ve ben olanlarla, kalanlarla hayatıma devam ediyorum. 

Aklımda olması anılarıda silmiyor hafızamdan silinemiyor ya da. Aklımda ama anılar canlanmıyor. Yerleşmiş beynime öylece izliyor beni, hiç hareket etmiyor. Ve ben hayatıma kaldığım yerden devam edemiyorum.

Nerede kaldı ki hayatım? Gidip bulayım, keşfediğim, toparlayayım oracıkta, istenmeyen eskileri çöpe atayım. Nerede kalmış ki hayatım? Söylesenize bana, yardım etsenize. Tabi herkes kendi derdine yansın diyorsun. Sen de haklısın. Şimdi düşündüm de aslında hayatım kaldığı yerden devam ediyor. Bir zaman tüneli burası. Nasıl ve nerede başladığı bilinmeyen ve elbet bir gün son bulacağını bildiğim bazen karanlık, bazen aydınlık, bazense sisli bir tünel. Ve ben yoluma devam ediyorum. Ama bu sefer ışılarımı yaktım önümdeki engelleri aşabilmek için.

Hatalı Yaya

Bugün biri dedi ki hatalar insanı olgunlaştırır-mışş! Hadi be sen de! Dedim. Acı çektikçe olgunlaşıyorsam hep çocuk kalayım, hiç büyümeyeyim.

Hatalar insanı olgunlaştırmaz bence aksine mutsuzlaştırır. Çünkü insan sürekli olmasa da geçmişi düşünür. Eğer hata yaptıysan geçmişten izler taşımaya devam edersin. Anılar seni hiçbir zaman yalnız bırakmaz. Yine de yalnız kalırsın.

Tamam o zaman bir de şöyle deneyeyim.

Olgun insan çok hata yapmıştır, mutlu değildir o yüzden. Kalbi uyuşmuştur onun. Hayat yıpratmıştır kalbini. Artık kalbi sadece kan pompalar. Yani sadece nefes alır o insan. Hiçbir şey işlemez olmuştur kalbine. Dolmuştur, yer kalmamıştır. Ayakta gidenler bile vardır içinde. Yola devam eder o insan. duraklarda duramaz artık yer yoktur kalbinde. Hayat hiç yeşil ışık yakmamıştır ona. Kırmızı ışık bile yakmamıştır. O yüzden hiç durmaz artık. Hep devam eder yoluna. Zaman geçtikçe sağdan inişler başlamıştır kalbinde. Unutmaya başlamıştır yavaş yavaş. Artık kalbinde kimsecikler kalmamıştır. Sadece kendi için yaşayacaktır. Herkesi indirmiştir kalbinden, unutmuştur. Kimini yarı yolda bırakmıştır. Ve artık yoluna yalnız devam edecektir. Ama edemez. Kalbindekiler olmadan hayatınında bir anlamı kalmamıştır. Bu sefer onun için bir ışık yakmıştır hayat. Hem de kırmızı ışık. Durması gerekiyordur artık. Olduğu yerde kalıp, ellerini havaya kaldırması gerekiyordur artık. Yolun sonuna gelmiştir artık. Kalbi atmaktan vazgeçmiştir artık. Belki de yarı yolda bırakmıştır onu. Artık kimsesi yoktur. Kalbi bile. Ve ışıklar artık onun için sönmüştür. 

Ders Edebiyat-

Sonbaharın etkisiyle sararmış yapraklar

Güneş tepelere sığınırken kızıl gün batımı

Ardından serin bir rüzgar ile etrafımızı sarar baygın çiçek kokuları

Ay ışığı aydınlatır bizi

Kuşlar kulağıma fısıldar aşkı

Sen gidince kaybolurum loş karanlıkta

Kantin

Bizim okulun kantininde öğle araları müzik çalr. Arada sevdiğim şarkılarda çalar. Aslında ben kantinde durmayı sevmem, sıkıcı çünkü. İnsanlar hep birbirlerinin yüzüne boş ve anlamsız bir şekilde bakıyor. Bir de kantinde durdukça daha çok acıkıyorum.

Bir gün ders boştu kantine indik. Bir şarkı çalmaya başladı. Adını bilmiyordum. Yanımda Betül vardı her zamanki gibi, ona sordum. Ayna-Adı Konmuş Ayrılığın-mış. Hoşuma gitti. Sonra eve gidince yasal olmayan yollardan indirdim şarkıyı. Dinlerken düşündüm. Kantinde çalarken herkes aynı şarkıyı dinliyor fakat başka birini düşünüyordu. Aynı şarkı herkese aklındaki insanı hatırlatıyordu. Ya hüzünlendiriyor ya da sevindiriyordu. Sonra baktım herkes aynı şarkıyı mırındanıyor, dudaklarını oynatıyordu ama herkesin beyninde farklı hatıralar canlanıyordu veya hayaller yerini alıyordu. İşte bizim okulun kantininde aynı şarkıda herkes başka şeyler düşünür, başka hayaller kurar.

Normalde de böyle değil midir? Her insan dinlediği şarkıda kalbindeki insanı düşünür. Yoksa da hayaller kurar. Ama sevgililer farklıdır bence. Onlar aynı şarkıda birbirlerini düşünür. Büyük hayallere dalar. Gün gelir kendi hayallerinde boğulurlar, gün gelir o hayallerin içinde yaşarlar. Herkes için hayat aynı gözüksede bence çok farklıdır çok!

Önemi Yok

Bu aralar içimden hep yazmak geliyor. Hep düşünüyorum. Aslında yazacak çok şey var içimde ama bir türlü kağıda aktaramıyorum. İstiyorum ama yazamıyorum.

Uzaktan bakıldığında olanlarla hiçbir alakam yok gibi duruyor ki öyle ama sanki bir şeyler eksik orada bir şeyler tamamlanmamış henüz. Belk, de hiçbir zaman tamamlanmayacak hep öyle kalacak hep eksik…

Eksik diyorum çünkü bitirilmedi. İyi ya da kötü bitmeliydi. Çoktan bitirdim desem de bitmedi işte. Bitsin artık rahatsız oluyorum. Hep gözler üstümde hissediyorum. Bakıyorum, haklıyım; gözler üstümde. Koşan ben değildim ki ben hep kaçtım. Kaçtım çünkü korkuyordum. Kötü olmasından korkuyordum. Evet şimdi de kötü ama içimde bir yerlerde iyi. Bir şeyler yaşanmadan bitse de iyi oldu.

-Biraz Gözlem Desek-

Her insan farklıdır bence. Ben bunu bilir bunu söylerim. Farklıdırlar ama aynı şeyleri de yapabilirler. Özenmek değil bu bence. Bu insanın doğasında var.

Bazı insanlarla samimi olursun hani can ciğer kuzu sarması derler ya öyle işte. Her şeyini paylaşırsın. Bir bütünü oluşturursunuz. O varken kendinizi yalnız hissetmezsiniz de. Ama gün gelir her şey biter. Olanlara anlam veremezsiniz. Göt etmiş veya göt edilmişsinizdir. Acıdır ama gerçektir. Alışmaya başlarsınız yavaş yavaş sindirirsiniz. Daha sonra bir bakarsınız ki hiçbir şey olmamış, aranızda en ufak bir şey yaşanmamış gibi davranmaya ve birbirinizi görmezden gelmeye başlamışsınızdır. İşte bu beni düşündürür. Her defasında düşünürüm ve bir anlam veremem. Bir anlamı yoktur belki de. Her şey boşmuş demek.

Bir de birbirinden nefret eden, arkalarından atıp tutan insanlar vardır. Genellikle bir kız ya da bir erkek için kendilerini paçavra ederler. Sürekli atışmalar filan sürer gider. Gün geçer bir bakarsınız ki yedikleri içtikleri ayrı gitmez, kanka ayağına girerler. Çünklü o kız ya da erkek ikisinide seçmemiş, onların tabiriyle bir kaşara ya da şerefsiz’e aşık olmuştur ve hatta çıkmaya başlamışlardır. Teselliyi birbirlerinde buluyorlar bence. Çok acı be! Ne denir ki bunlara? Yavşak, kaltak, paçoz, sürtük vs. Bence yalama olmuşlar. Ben öyle derim. Bir sürekli ayrılıp barışan çiftlere bir de bunlara derim.

Millet yalama olmuş kardeş biz napalım ölelim mi?

Korkular cesaretsizliğimizin eseri mi? Ya sahta gülüşlerimizin arkasındaki acılar? Evet ağlamak, bazen her şeyimizi hiç düşünmeden verebileceğimiz insanlar için iki damla gözyaşı döktüğümüz zamanlar. Zaman da geçici bir kavram aslında. Gözyaşlarımızdan daha çabuk akar mesela. Mesela haykırmak! İstediğin gibi özgürce, istediğin zaman, sonunu bile bile haykırmak. Ne kadar zor değil mi? İşte hep sınırlar arkasından bakıyoruz gerçeklere. Oysa ki bizim gördüklerimiz gerçek filan değil. Ne ki bu olanlar? En ufak şeye bile sevinir, ağlar olduk. Bu kadar basit mi ki hayat? Bu kadar kolay mı? Hiç sanmam. Hiç inandırıcı değil bu yalanlar. Evet gerçekler yeterince acı. Neden mi? Çünkü insanlar nasıl görmek isterse ona inanır, resmen ona tapar. Belki ben de öyle yapıyorumdur. Ya da sizde… Bilmiyorum artık. Demiştim ya haykırmak diye işte haykırmak istiyorum. Ama olmuyor. Peki yeterince özgür olan var mı aramızda? Bu yazdıklarımda gerçek değil aslında. Ben de yalan söyledim hepsi bu.